perşembe
Benimki bi yerde üşengeçlik, biliosun perşembe gece yolcusun iki şey at valize ne bilim bi plan yap ne giycene filan karar ver. Yok adam olmıcam ben.
Bütün günüm koşturmayla geçti, sabah hastaneye gittim, öğle olmadan allahtan baroya yetiştim serkan beye dava dosyalarını teslim ettim. Öğleden sonra ingilizce kurs verdiğim örencimle iki saat geçirdikten sonra benim pil bitmişti. Elime ne geçerse valize attım (ki hakikaten elime ne geçerse attımı otele varıpda valizi açınca gördüüüm) ve yollara düştüm. 21:30 da ofisdeydim.
Cavit dışında hemen hemen herkes burdaydı hatta Seda'nın henüz adı konmamış kedisi bile. Bi süre "yuh ulan kongreye kedi de götürülürmüymüş geyiği çevrildikten sonra şu kedili hatunu tavlasakta azcık kediyi sevsek niyetine bürünüldü. ( o zaman sedayla o kadar samimi diiliz ve saolsun kendileri hiç gülmediği için yanaşmayada korkuoz;) sora bi kedisever olarak sedayla arayı ısıttık ve hatta aynı odada kaldık, korkmayın beaa çok tatlı bi kızmış)
Musti hemen kediyi görünce atladı ve "seviyim mi" dedi. Hatun "sevme" dedi ii mi:D Mustafa'nın suratını görmek lazım bööle anlatmakla olmaz:D (not: sedayla baya samimi olunca kongrenin son günü laf arasında kediyi sordum sonra sen mustafaya nie vermedin kediyi dedim, o hatırlamıo bile sevme dediinii) Bi süre kediyi nası ele geçiririz geyiği döndü, hatta iki kişi hatunu oyalıcak iki kişi baraj kurcak diğerleride sırayla mıncıklıcaktı kediyii:) Tam planı uygulıcaktıkki kedi huysuzlandı ve Seda kafesden çıkarıp kediyi eline aldı. İşteee beklenen an, arkadaşlardan biri atladı aldı kediyi hatundan, valla ii cesaret, zira siz hiç sedanın sağ kaşını kaldırmış halini gördünüz müü, yaaa:) İlk mıncıklamadan sora herkes noolur bende die die kedi kucaktan kucağa gezdi. Dilvin kediden çok korktuğu için ona gelmicek şekilde bizde sevdik (biz: burak ve ben)
Kedi diyince aklıma geldii, aiesecde bi fare yokmuydu geçen hafta:D
ay pardon heeemster:D
Servisin geldiği haberinden sonra valizleri alıp aşaa indik. Yanlız bişi belirtmem gerekio aramızda sadece sırt çantasına herbi şeyini sığdırmış arkadaşlar vardı, ben onlardan kurs almak niyetindeyim. Allahtan benim valizim orta halliler arasındaydı...
Bu arada cavitle bi gün önce gelip gelmiceni konuştum, gelemiodu, ben evden çıkıp aiesece gitmek için otobüse binerken "galiba geliom" dedi. Ofise vardıımda "sanırım yetişemicem" dedi, biz servise binerken "tamam tamam geliom" dedi. Biz otobüse bindik cavitten ses yok iimi:) Sonra bi tel. "arabada yer ayır ben geliom" dedi. İştee o anki hatam ok dememdi zira bi binildi otobüse sanki ayakta kalanı indirceklermiş gibi:D O durumda biz Dilvinle oturduk (tabii, neme lazım ben şimdi dalga geçiom ama indiredebilirler belli mi olur). Sizin anlıcanız Beklenen Adam geldi de... ayakta kaldı beaa.
Ben tüh üzdük kankayı derken, kanka diip barımıza bastımız adamın asıl amacın cumartesiye yetişmesi gereken ödevin yarısını bana yaptırma hayalleri oldunu örendim. Bunun üzerine benim ekiş olayım derhal örtbas edilerek caviti gıcık bi hatunun arkasına oturttuk:D yol boyunca hatun ışığı söndür ben uyuyyycam diip durdu:) intikam itinayla alındı:)
Bol şamata ve bol gürültüden sonra sabah karşı gözler yavaş yavaş kapandı...
11/05/2007
cuma
Yolculuk süper geçti. İstanbula gelince o müthiş manzarayı kaçırmamamız için saolsun Mustafa bizi dürtme yöntemiyle uyandırdı. Şöle bi yolculuk değerlendirmesi yaparsak, arkada Onur, Mustafa, Dilvin, Salim, dersden fırsat buldukça Cavit gerekli geyiği cevirdik. Boss koltuklarının rahatlığıyla taktirimizi alsada küflü ekmekleriyle unutulmıyacak kahvaltı yaşattı bize. Yiyenlere geçmiş olsun, dert etmeyin arkadaşlar küf bu, sonuçta bi yerde penisilin dimi, iyi açıdan bakmak lazım:D Ama unutamıcam bi an vardır ki, o da Mustafa ile hostun kahvaltı hakkındaki konuşmalarıdır.
Sabah 05:00 da birden ışıklar yakıldı ve şöför amca tarafından verilen bir emirle, striptiz müziği eşliğinde bi hatun tarafından "dileyen müşterilerimiz sabah kahvaltılarını alabilirler" diyerek, KOĞUUUŞ KALK emri verildi. ("koğuuuş kalk" tabiri tamamen mustafaya aittir telif hakları saklıdır) Mustafa ilk önce striptizci ablaya sora şöföre taktı ama asıl takılı kaldığı host oldu:D
Ona sıra geldiğinnde, sabahın 5 inde,host mustafaya çay, kahve ve suyun bittiğini isterlerse kola alabileceklerini söledi. Mustafa kahvaltı alim o zaman dedindede ekmek yok ama yağ ve bal verebilirim dedi. Mustafa da beklenen cevabı verdi:" ekmek yoksa yağla balı nereme sürücem ben:D" Mustafam, baldaşım, başımın tacısın, seni sevmeyen ölsüün beee!!
Bi süre host mustafaya baktı sanırım çaresizliğin son noktası bu olsa gerek, hem konunun uzamaması hemde konunun mustafa ve host açısından olası bi fanteziye dönüşmemesi için e tabii üstelemedik zira sabahın köründe acıkmış olanda yoktu. Önlerden zorla uyandırılıp kahvaltı alanlarda zaten ne yediklerinin farkında olmadan yediler bi gözü açık bi gözü kapalı. Ekmeklerin küflü oldunu bile anlamadıklarına göre:D
Sabahın köründe millet gözünü açamıoken dileyen müşteriler ne dilediklerini tam olarak bilemedikleri için karanlıkta millet uyurken nasılsa farketmezdi küflü ekmekleri, boss polkitikası taktirle karşılandı, zira bi yerde geridönüşüm projesi gibi bişi bu:D Atık maddelerin geri dönüşümü...üstelik ilk elden
Yinede şahsen penisilin almamış olmanın huzuruyla yoluma devam ettim, uyku gidince çenemizde açıldı mı, oy oy oy... Tam keyfimiz yerine gelmişti kiii, en önde oturup ben bu arkadakileri tanımıom muamelesi yapan Mali dile geldi, " arkadaşlar otobüs kapatılmadığı için önce servise binilecek sora inilecek sora tekrar bi minübüse binilecek kumburgazda inilecek"
Hepimiz içimizden aynı şeyi söledik "seni sevioruz Maliiii" Bi süre valizleri Maliye taşıtma üzerinde durduk, sonra bu işin dönüşüde var "şimdilik" bu adama ihtiyacımız var diyerek, İzmir'e varınca kendi topraklarımızda kendi yöntemlerimizle katli vaciptir emrini verdik. Akıllıda çocuk anladı sanırsam düşündüklerimizi, valla yakın filan dedi bizde " aa yok yaa dert etme bizim için sorun diil "diyerek kendisine o dönemlik şirin göründük.
İstanbul'da önce servis sonra minübüs değişiklikleriyle sonunda otele vardık. Bu arada eklemeden geçemicem Minübüse bindik tyabi bizim ekip doldurdu minibüsü, bi baktık asıl adam yok, Mali kayıp. Sonra ben birini bekliom ayağı yapıp bizi yollamış. Ohhh, bunuda yazdık alınıcak hesaplar hanesine. O tele vardık, bizi üzerinde personel girişi yazılıcak bi kapıdan soktular. İşte o an içimizi bi korku kapladı. "Mali kaçtı, personel girişinden girioz ana kapı yerine, üstelik odalar belli diil, aman allahım adam kaçırıp zorla çalıştıran bi çetenin eline düşmüş olabilirmiyiz!!! tam da sezonu haa!"
Zaten minübüse bizle binmeyince millet "Mali bizi sattı "demişti de, ben bunu manevi olarak algılamıştım. Acaba hakkaten bizi satmış olabilir mi, bundan sonra kapitalist düzenin bitmek bilmez sermayesi, zavallı emekçileri mi olacaktık" O zaman adamın BAL lı oldunu örenmiş bide korumuştum, personel girişini görünce anında çark ederek," zaten böle BALlı mı olurmuş, üstelik almanca bölümüymüş, hıh " dierek satış sürüsüne katıldım.
Otele varıpda bizi hoşgeldinizle karşıladıklarında biraz içime su serpildi, hele bide Mali gelince, derhal "ben demiştim arkadaşlar korkmaya gerek yok hiç BALlı adam öle şey yaparmı" dierek iktidardan yana olundu. Ben biliodum o kadar siyaset okumanın yararını görecektim.
Anlaşmaya göre öğle yemeği verilmiomuş en yakın bi lokanta bulundu. Mantıcıyla pideci arası köfteciyle kebapçı karması ilginç bi yere elbetteki asıl adam Mali nin tavsiyesi üzerine gidildi. Valla mekanı gözüm hiç tutmadı ama baktık başka bi şansımız yok çorba içtim. Herbi kimseye tavsiye ederim mercimek çorbası içebilirsiniz, süperdi.
Öğleden sonra odalara yerleştik ve üzerimizi değiştirip kongre için aşağı indik. Biz baya baya sıkıcı bi kongre beklioduk hatta kızlara uyuyanı dürtme görevi verdik. (Ha bu arada Selda, Seda, Dilvin ve ben (cansu) aynı odada kaldık. Ekip çok sağlamdı kızlara hazır fırsat elime geçmişken kızlar çooook teşekkür ederim harika birer oda arkadaşı oldunuz) Kongrede yerlerimizi almıştıkki bi baktık sahnede beş tip tuhaf danslar ediolar. Hani biraz dikkat edince bunlar baya baya kareografi yapmışlar ve çalışmışlar dedik. Herkes önce kim lan bunlar naapıo derken, bi baktım millet yerinde kıpır kıpır duramıo, neyse, kongre başladı ufak bi giriş aiesec ve amacıyla ilgili sonra oyunlar başladı.
Herkes sandalyesinin altındaki numaralara göre gruplara ayrıldı, sonra emelin verdiği kağıtlarda yazan nesneyi diğer gruplara nasıl anlatacaklarını kararlaştırdılar. Hani biz mükemmeliz diye demiorum ama gurur duyuyorum kendimle. Allahım o kadar başarılıydım o kadar başarılıydım, nası desem şu stajı hallediiim direk Müjdat Gezen Sanat Merkezine atcem kendimi. Bi insan ancak bu kadar fotokopi makinası kapağı, helikopter pervanesi ve buzdolabı kapağı olabilirdi. O kadar diim yanii.
Sonra bi kahve molası, filitre kahve hiç fena diildi kurabiyelerde öle, sonra biraz slayt gösterisi ve akşam yemeğiii.
Yemekten sonra bi kahve içiim nooooolur yalvarmalarım kar etmedi bizi tekrar aldılar salona. Yine danslar edildi baktım git gide sahnedeki adam sayısı artıo. ANAA şu bizim Selda diil mi yaa dedim Dilvine. Biz daha sabah "kim len bunlar naapıolar " die geyik yapmıomuyduk:D Mustafayı sölememe gerek varmı, adam her resim karesinde ve her videoda var:D
Akşam çok fazla tutmadılar bizi zaten yol yorgunluğu uykusuzluk derken yalvaran gözlerimize bakıp bizi azat etti emel ve ekibi. Odaya çıktık, tam kızlara ben ölüom uykusuzluktan yatıcam demiştim ki, selda tek kaşını kaldırarak "yok yatmak, giyin gidioz " dedi. Bende "emret sahip" dedim ve giyindim. Bizim kongre salonunu bozup bize disko die yidirtmeye çalıştılar. Tabi ben süper zekiyim yemedim, yemiş göründüm. Maksat denizli OC ye ayıp olmasın. Valla eğlendik mii? eğlendik! Ben ona bakarım. Dans ettik baya bi direndim dans etmicem ben harika alkışlarım dedim. "Hadi leen" dediler "ay madem açılın geliom" dedim attım kendimi piste:D Parti son derece verimli geçiodu, özellikle birileri için:D Bizim Burak bize yakın oturmakla beraber suratımıza bakmıo, noooluo yaa derken hedefe kitlendiği anlaşıldı. Yanılmıosam İstanbuldan, hatunu bizle tanıştırdı ve kaçırdı, hız die buna derim. "Bak cansu bu o!, o! bak bu cansu", hadi güle güle. Tabi bizden kaçarmı tüm gece boyunca bunlar göz hapsindeler... Allahım farkında diil adam, bi hatuna bakıo, bi de hatuna bakıo, öle diim sana. Baktım gürültüden yararlanılarak birbirine yaklaşmalar başlamış, ooooh dedik. Pardon duyamıom ayağına yaklaşmalar ii ayak. Bi saat sonra bi baktım Burak kızın elini tutuo, işte azim budur. Bi saat sonra el kızın omzunda (hadi sarmaş dolaş demiim siz anlıyın) Bi yandan alkol bi yanda hatun. Gün boyu adam kalori hesaplıodu, arkadaş siyah kuşak tabii yedine dikkat edio. Şu yemek, şu kadar kalori, bu yemek bu kadar kalori die benim diyetisyenimden beter gün boyu dırdır eden adam, şimdi ard arda alkolü yuvarlıo. "Hayırlı işler" diyip bizim neyimiz eksik dedik, alkole dayandık.
Gecenin ilerliyen saatlerinde bira tükendi gittik biraları tazeledik. Sonra tipin teki plajda parti var dedi. Yada bana geldiinde bu haber bu şekli aldı. Zira biz Dilvinle gittik baktık öle bi parti yok. Sahilde allah kulu yok bi dilvin bi ben, "kim yedi len bizi" dioduk ki köşeden iki tip gözüktü. "Burda beach party varmış "dedii, ooh dedim tek kek olmamanın huzuru doldu içime. Bi rahatlık bi hoş sedaa... "Yok dedim sizi yemişler", biz de plaja bakmaya gelmiştik:D yeeersen!!
Hadi iki dk oturalımla başladı bi baktım ki kopan gelio. Sonunda gitar ve çalan arkadaşta gelince kendi partimizi kendimiz yaptık. Çaldık söledik, içtik, dalgamızı geçtik ayamıza kum bile doldu yanii bi ateşimiz eksikti diim ben. Salimde gitar çalıomuş oda bi kaç şarkı tıngırdattı, hatta gitar sahibinden daha ii tıngırdattı:D Bi baktım gölgeler arasında iki tip bi sağ yapıo bi sol yapıo, hani bu yöne geliolar amaç belli de tipler sekiz çize çize gelio. Çift yakınlaşınca Burakla kızarkadaşı olduğu anlaşıldı. Kız mı Burakı taşıo Burak mı kızı belli diil. Şöle bi baktılar ortam pek sarmadı biraz takılıp kaçtılar. Biz dalgamıza bakalım dedik ama ufak ufak soğuk vuruo, tam donmak üzereyken, "jandarma geliomuş kaçın kurtarın kendinizi" dediler, zannedersiniz bomba düştü, millet bi kaçıoo, sanki jandarma yakalayanı tıkacak içeri, koş dedim dilvine, fırsat bu fırsat en azından hala ayaklarımı hissediom:D Odaya tam çıkcaz bi baktım anahtar yok. Seldaya verm,iştim, Selda yok, hah dedim müthiş. Resepsiyona gidip odamızı açtırtma kararı verdik, konuştuk resepsiyoncu amcayla, "eyvallah görevim ayıp edion" u daha alengirli bi şekilde söledi. "bizde saol gözümü" onun kullandığı üslupta söleyip anlaştık. Odaya çıktık ne gelen var ne giden. Ulan yoksa bildimiz dilimi kullansaydım. Ben kelimeleri yontunca resepsiyoncu amca anlamamış olabilirmiydi. Birden kapıyı çalmak geldi aklıma, kim bilir kapıyı açacak şahsiyet bekledi bizi yoruldu odaya girdi ayaklarını uzattı bizi beklio. Kapıyı Selda açtı, hanım çoktaaan partiyi bitirmiş giymiş geceliklerini salına salına gelip açtı kapıyı bize. O da güzel dedik. Biraz yolculuk değerlendirmesi, biraz otel değerlendirmesi daha çok kongredeki erkek profilinden sonra sızmışım.
12/05/2007
cumartesi
Ya hayııır yaa, zaten geç yattık biraz daha uyuyalııım.
Odada dört kız kaldık beşer dk arayla dördümüzünde teli çaldı. Nası olduda bu senkranizasyonu tutturduk birbirimizden habersiz? Gerçi Seda baya bi kayıtsız kaldı tabii olaya, bi süre bizi tanımıomuş gibi yaptı. Sonra ben nerdeyim, naaptınız bana muamelesini bize yaptı. Çalan telefonun kendi teli oldunu anlayınca bi gözü açık diğeri öbürünü iplemeden itinayla kapalı, kapattı telinin çalar saatini.
Giyinmeye başladım bi beş dk sonra tekrar tel çaldı, bi baktım Seda bu sefer gözleri değiştirmiş ama diğeri yine kapalı, bi 5 dk daha uyumak için teli kurmaya çalışıo. Kızım kalksanaaaaa dedik, duvar dile geldi giyindi bizle salona indi Seda bi 5 dk daha uyumak üzere öteki tarafını döndü:D Bi de üstüne kendisine bizi uyandırmayı görev edinmiş, yada birileri tarafından edittirilmiş resepsiyoncu amca aramasın mı... "Kibarca kalkın leeeen" dedikten sonra Yan odayı rahatsız etmek üzere kapadı teli. Üçümüzde hazırlandıktan sonra Sedayı noolur bi beş dakikalarıyla baş başa bırakıp aşağı kahvaltıya indik.
Kahvaltı süperdi dee yine ben bi kahve içemeden haydin salona dendi. Girdik salona millet yine sahnede, ya ne kurtluymuşunuz, bilen bilmeyen sahneye atmaya başladı kendini. Danslardan sonra minik bi giriş ve oyuuun:) Masalar kuruldu böööle karışık herkes oturdu masalara, kağıt kalem bide iskambil kağıtları var ama 1-7 ye kadar. Sonra oyunun kuralları anlatıldık. Tamam sorun diil bizim batak oluo kendileri. Ama benim masada Cavit var ve eline adam iskambil almamış. Dedim sen lise okumadın mı, nası bilmion batağı? Tahminime göre sonradan evden bitirdi liseyi, yaa batak, king, 3-5-8, blöf, 51, eşek, blum, pişti, heleki eşlisi, pis yedili, poker, tavlaya okeye hiç girmiyelim. Bunları bilmeden liseden mezun ediolar mı artık?. Çok değişti bu eğitim sistemii, ne varsa eskilerde var kardeşim.
Bi süre as ın bir olduğunu bide en büyük oldunu anlatmaya çalıştım. Sonra ümidi kestim ya biz oynıalım bak anlıcan ayağına oynamaya başladık. Ulen ben anlattım oyunu millete ben yenildiim iimi. Hani onlar daha aaa derken ben kağıtların canına okurdumda hadi hak geçmesin dedim:D Bi alt masaya ben geçtim bi üst masayada yenen geçti. Ulen alt masa süpermiş. Baktım adamlar benlen aynı dönem milli eğitim sistemi mezunları, kimse konuşmuo kağıtlar uçuo havada, oooh dedim budur işte. Sölemesi ayıptır yendim tabii, dediler üst masaya geçicen bi baktım benim eski masada benim ekipten adam yok. Ulen o masadan bize kimse gelmeden bu ekip nası değişti. Ne oynadınız lan siz ben gidince? Yok kardeşim dert anlatılmıo. Dedim ben gitmiom, sizlen oynıcam, en azından herkes oynamayı bilio.
Yeni tipler geldi masaya adana danmışlar. Zira baya bi belli adanalı oldukları. Biz hızlı oynayınca adamların nevri döndü, baktılar biz ayak uyduramıoz size dediler, kiii oyunun bittiği duyuruldu. Yerlere oturuldu herkes nası yeni masaya uyum sağladığını yada sağlayamadığını anlattı. Bi kaç uyuz tip çıktı, garip bi şekilde alınmışlar, nerde ve neden orda olduklarının farkında olmayan gereksiz tipler, her neyse Mustafa aldı mikrofonu. "Biz dedi, uyum problemi yaşamadık çünkü ekibi hiç değiştirmedik, biz kendi kurallarımızı koyduk eşek oynadık." Ulen ne die çağırmadın benii! neyse bi eşek alcaam var Musti den. Sonra kahve arası, valla bu süper oldu kahve die deliriom. Sonra bi oturum daha. Ama baktım ben uyucam, Mali dedim beni azat et, "Git gözüm görmesin seni, gittinide kimseye söleme" dedi. Sölemedim bi kaç kişi hariç:D
Önce bi yüzümü yıkıyım belki kendime gelirsem çıkmam odaya dedim. Her zaman sölerim yine sölicem kızlar tuvaleti, bi genç kızın sadece doğal ihtiyaçlerını gidermesi için gerekli mekan diildir. Kızlar tuvaleti, önemli bir kulisdir. Kızlar tuvaleti, bir kızın dünya görüşünü değiştirecek, gelecek hayallerini şekillendiricek, bir çok konuya internet hızıyla erişebileceği vazgeçilmez bi hazinedir. Kim kiminle nerede ne yapıyor burda konuşulur. Son çıkan makyaj malzemeleri, en ucuz kıyafet nerede nasıl bulunur, cinsel bilgiler burdan öğrenilir. Filancanın erkek arkadaşı naapmış yada naapamamış ( ki bu daha çabuk yayılır ve örenilir) burda öğrenilir. Canım sıkıldıkça kızlar tuvaletine giderim, inanın bir otobüs terminalinin tuvaletinede gitseniz üniversite yada lise tuvaleti kadar olmasada gerekli bilgiye ulaşırsınız. Bizim otelinkide beni yanıltmadı. Özellikle konusu geçen kişi bizim ekipten olunca dahada bi ilginç oldu benim için.
Asıl kız: " Yaaa bilemiorum, çok hoş çocuk ama dimiiii, sence zarfınamı bişiler atsam, Ay yok yaa benim oldumu nası anlıcak, başka bişi bulmam lazım"
2 numaralı kız: "Ya ben aslında oda numarasını örendim biliomusun"
Asıl kız: "Sana inanmıorum çok o.......n , ne dersin sence yanlız yakalıyabilirmiyim ki"
2 numaralı kız: "Denemeye değer, aslında ..... le bi dahaki oyunda aynı masaya otursana"
işteee beklediğim isim "" demek "y"üceel tamam bizde var bi tane ama mümkün olabilir mi ? Arada izmir lafını duymam lazım ama sohbet daha çok çocuğun başka meziyetleri üzerinden yapılan fantezilere dönüo, olmadı. Tam ümidimi kesip tuvaletten çıkmıştım ki sohbeti dönen şahsiyet orda :D Hayatta bunu affetmem, bekledim kızların çıkmasını, veeee kızlar tuvaletten çıktıı. İşte budur, bu bakış ve kıkırdamalar sonra bizimkinin yanından geçerken bakış fırlatmalar bana yetti:D Ben hedefi anladım daaa, hedef farkında diiil. Ohooo, iki hatun peşinde adam tipin tekiyle sohbette, burdan iş çıkmaz diyip odanın yoluna düştüm.
Odaya çıktım bi uyumuşuuuum, allaaaah, yolculuk dün geceki uykusuzluk, kahvaltı sonrası uykusuzluk heepsi çıktı. Uyandım akşam yemeğine yaklaşıo. Tv yi açtım, bi baktım ki tenis turnuvası var. Üstelikte favorim ispanyol tenisçi Nadal yarı final. Oy oy oy, adamım aldı tabii, finali izlemeyide nasip etsin dedim sonra indim aşağıya. Servis başlamış aldım tabama yemeğimi, oturdum pencere kenarıına. Dinlendiim bu kadar mı belli olur, gören "uyumuşun sen" demeye başlamasın mı:D Akşam yemeğinden sonra bi oturum daha oldu veee herkes odalara çıktı. Akşam için hazırlanılıp (burdaki hazırlanmadan kasıt yeteri kadar içkinin tedarikidir, yoksa kimse tuvalet smokin giyip gelmiş diil) salona indik.
Eurovisyon var diye salonda dev ektranda oturuldu izlenildi, Cavit in Eurovisyonkonulu bi blogu mu varmış, sitesi mi varmış, bişi varmış işte. Adam titrio heyecandan oturamıo, Kenandan beter durumu. Kim kime kaç puan verdi, hangi sıralarda çıktı, kaçıncı sıraya düştü katti surette kayıtta. Her şeyin notunu tutuo. Biz onu çok rahatsız etmedik tabii, bu da lazım sonuçta. Sıkıldık çıktık, içtik, dolaştık, tekrar sıkıldık. Sonra salona dönüp biraz daha izledik yine içitik. Sonunda Kenan çıktı, iidi kerata, izledik aferin dedik bana yetti. Baktım millette bi kıpırtı yok. Sonuçlar açıklandı 4. olduk, bu kadar siyasi bi yarışma için bu kadar şamataya gerek var mıydı acaba, her neyse. Beni pek sarmadığı için üzerinde durmadım. Sonra müzik filan çalındı ama yok. Sonuçta gece haybeye geçti.
Sahile çıktık, millet yine geldi biraz sohbet şamata sonra baktık havamızı bulamadık çıkalım dedik odaya. Kafalar fena diil, saatte baya geç olmuş çıktık odaya bu sefer anahtar bende. Resepsiyoncu amcayı gereksiz yere müdahele etmiielim dedik. Dedikodu yapa yapa otele döndük. Lobide bizim ekipten arkadaşlar "kızlar gitmeyin parti var" dediler. Ben bu sahneyi bi yerden hatırlıo gibiyim:D "Yine sahilde dimi o parti" dedim. "Yok dedi, Mali nin odasında". Ulen ben Maliyi biraz önce gördüüm. Hiç de ölee bi parti veriomuş edası yoktu adamda. Artı adam parti veriosa kendi niye sahilde gezio. Bu işte bi tuhaflık var. Ben bu saatte bu alkolden sonra bunu görebiliosam:D "Tamam gelioz "dedik ve odamıza çıktık. ( ertesi sabahda örendikki öle bi parti yokmuş. Nasıl bi otel len bu, fısır fısır biri bişi dio, bi kaç kulak gezdikten sonra sölenen şey parti vara dönüyo.)
Selda ile Seda yoktu odada. Sonra Seda nın firar ettiğini hatırladım. Dilvinle onu bunu çekiştirdikten sonra günün değerlendirmesini yaptık. Uykuya dalarken hala bi şeyler sölemeye çalıştımı hatırlıorum.
13/05/2007
pazar
Gece kaçta yattımı, nası yattımı hatırlamıyorum. Sabah geceyi hatırlamaya kendimi zorladığımda diş fırçamı bulabilmek için valizle cebelleşmemi hatırlıom şöle böle. O makyaj ne zaman çıkarıldı, Selda ne zaman geldi...
Bu kadarla kalmıyacaktı, sabah kahvaltıda örendim ki Selda baya geç gelmişti dahada acıklısı ona kapıyı ben açmışım. Ya zorluom zorluom hatırlamıom, kapı çalınıo, ben uyanıom, kalkıp kapıyı açıom bide.
Ne içirdiler lan bana dün gece...
Bu sabah rahat uyandım ama, dün öğleden sonra uyumam işe yaradı resepsiyondaki sapık odalara tek tek telefon edip bizi rahatsız etmeden önce uyanmıştım. Hemen hazırlanıp valizi aşağı yukarı topladım. Sadece bi kaç ufak şey kalmıştı dışarda. Giyinip hemen aşağıya indik.
Bol şamatalı kahvaltıdan sonra Mercedes den gelen İK yöneticisini dinlemeye gittik. Tshirt, ve kalemler dağıtıldı. Hemen Mali ye hani bizim Aiesec Tshirtlerimiz die şikayette bulunuldu. Mali eskiden veriodukta falanda filanda dedi. Belli ki beni geçiştirmeye çalışıo. Bu konu üzerinde duriim ben İzmire gidince. Bak günlüğe yazdıım iyi oldu. İyicee başına ekşiriz bölelikle. Sonra kahve molası, kapanış. Çok güzel oldu bu kongree yaa. Gerçi asıl şamata bundan sonra başladı yaa neysee:)
Odalara döndük, valizleri topladık ve lobiye indik. Hayır, benim anlamadığım ben bu kadar eşyayla geldim, burdanda bi saç tokası bile almadım, nasıl oluyoda bu valize sığamıyorum!! Bide üç çift ayakkabı getirmişim, ayağımdakiyle dört ve ben bunca gün boyunca sadece ayağımdakileri kullandım. Şeytan dio at pencereden aşaya hepsini...Lobide toplandık ve Mali nin ayarladığı minibüse bindik. Minübüs apayrı bi alemdi. Minibüsün asıl adamı Cavit ti tabii:) Adamın zarfına 14 mesaj bırakılmış. Aynı hatundan 14 mesaj diiil, bölee başka başka hatunlardan 14 mesaj. Adam tarih yazdı yaa. Eee tabii, kıskananlarda olmuş zira baya bi üstüne gelindi:) Valla ben bildiim kadarını anlatcam. Olayın taraflarının yorumlarını bekliyoruz. Şimdiiii, ortada öncelikle bi video görüntüleri var bu elde biiiir. Ayrıca görüntüler yayınlanamıcak görüntüler zira banyoda çekilmiş ikiiii. Servisde şamataa arasında Seda görüntülerin bi kısmına vakıııf oldu "görülcek bişi yok" dediii ben Sedanın yalancısıyım üüüüüüç. Yanlış bilmiosam (isimden emin diilim) video egenin kamerasıyla çekilmiş şantaj tamamen ona ait buda dööört. Minibüsde mesajları okusun die Cavite bi yalvarmadıımız kaldı. Bi kaçını okudu ama okunamıcak olan ve hatta sapıkça olanda varmış, bilemiorum artık. Bi yerde karizmasının ve dayanılmaz cazibesinin kurbanıı üstüne gitmemek lazım. Cavit mesajları okumak istemeyince video görüntülerini yayınlamakla tehtit etti ege. Görülcek bişi olup olmadını hani bizde değerlendirelim dedik ama Cavit okumaya başlayınca kurtuldu elimizden:)
Boss firmasına nası vardık kimse anlamadı bol şamatadan sonra valizleri bi kenara yığıp dooooru istanbul sokaklarına düştük. 26 kişi olunca ne yapalım sorusuna cevap veren çooook ses çıktı. Sonunda önce yemek yemekte karar kıldık. Karar verildi de bu seferde nerde yenilceği tartışması başladı. Sonra ne yenilceği tartışması, sonra yemek sonrası ne yapılcağı, ohooooo bunada kafa derler yaaa.
Yakınlarda bi yere oturduk, bambi miydi adı unuttum şimdi yalan olmasın:) Kaşarlı döner yedim herkes ısmarlıyınca vardır bi hikmet die. Yokmuş. Tam kalkamak üzereyken ne yapılcak tartışması yine çıktıı. Ohoo beni bozar ben tuvalete gidiom dedim, dilvin bende geliom dedi. Biz verdik payımıza düşen parayı. Mustafaya da tuvalete gidioz dedik. Mustafa da tamam burdayız dedi. Eyvallah dedik. Tuvaletten bi döndük, kimse yok!!
Ulan burdayız demedi mi bu adam, üstelik o kadar da kalmadık tuvalette, hani bi insanın tuvalette harcıyacağı zaman belli sonuçtaa. Yarım saat ne yapacaklarına karar veremediler, biz tuvalete gittik geldik ki 5 dk tutar. Adamlar karar vermiş, hesabı ödemiş ve çıkmışlar yaaa. Çıktım baktım yakalarım die yook. "Ulen başlıcam sizin gezinize benim zaten kafamı davul ettiniz "diyip, ekibe bulaşmadan, Dilvinle dolaşmaya karar verdik. İyide etmişiz, yemek yendi benim kahve krizim tuttu zira. Gloria Jeansi de bulduk. Ooh deri koltuklar mis gibi kahve, harika müzik, daha nee, bide caddeyi rahat rahat izliyebilcemiz yere oturduk, kaynatmaya başladık:) Okuldan girdik, makyaj malzemesinden çıktık tam asıl konu erkeklerde sohbeti demlioduk kiii, Eken adam Mustafa dan telefon geldi.
“Nerdesiniz siz"
"Yapma yaaa, şimdi mi aklına geldi!! Dürümcünün önünde çöktük ağlıoz, aman koş gel al bizi!"
ya adam hem suçlu hemde hesap soruo, klasik suçlu erkek profili, unuttu bizi lokantada, şimdide nerdesiniz dio:D Baya bi eğlendik ekilişimizle, istanbuluda bilmioz acaba polise mi sığınsaydık:D Sonra Maliyi karakoldan aratıp "gelin alın bizi, biz kayboolduuuk" filan mı deseydik:D Neyse, Mustafa "Ya bu gün Mali nin yaşgünüymüş biz nevizadede akdeniz deyiz gelin buraya" dedi. Sen var ya Mali ye dua et, yoksa ne gelecem yanına, pis ekici! die içimizden dedik şahsına da"eyvallah gelioz " dedik.
Garsona sorduk nevizade neresi die. Adam bi tarif verdi aklınız durur, elimle koymuş gibi buldum barı. "Hanımefendi sokakta düz ilerleyin, sağ tarafta çiçek pasajını göreceksiniz, onu geçince ilk sağdan dönün, sonra bi sağ daha yapın duvarda zaten nevizade sokağı die göreceksiniz, Akdenizde üçüncü yada dördüncüsü soldaki barlardan" dedi. Nassı bi tip lan bu, rehber miydi, yoksa sabahları tapu kadastroda part time mı çalışıo. Tarife bak. Bana sen nerde oturuosun dese böle bi cevap veremem. Alemin kralıyım, buralar benden sorulur edasıyla düştüm yola, valla şıpp die buldum barı.
Dört katlıymış daracık merdivenler çık çık bitmio, sonunda gürültüyü duyunca hah dedim bizimkiler üst katta. Bi hoşgeldiniz falan filan Mustafa kulağıma "siz idare edin ben hediye ve pasta olayını halledip geliom" dedi. Eh onada eyvallah dedik. Bi ara huysuzlandı tabii Mali, "ne iş nereye gitti Musti "filan, "Musti işte yaa duramadı adam yerinde diyip itinayla Mustafaya çamur atarak durumu idare etiik. Hani bu kadar esrarengiz davranılıo yaa, bölee ışıl ışıl bi pasta beklioz, bi kişilik şölee numunelik bişi koymasınmı Mali nin önüne:D Musti.
Ama sonradan çözdüm olayı. Millete hayvan gibi kaşarlı dürümleri yedirtti, zira Musti buldu lokantayı. Sonra da kimsede pasta yicek yer kalmadı. Zaten otelde açık büfe ayağına millet mide fesatı geçirio, el kadar pastayla kandırdı bizi:) Ama çok şaşırdı Mali, çok güzel oldu yaa, bi tshirt ve iki tane kinder çikolataya tavladık adamı;) Hemen tshirtü giydi, çikolatalarıda biz el koyarız die hemen sakladı. (arkadaşlar Mali kinder çikolatalarını otobüsde yedi sonra oyuncakları yapmaya koyuldu saat bir civarıydı, farketmeden resmini çektim lütfen bakın, adam kendinden geçmiş bi şekilde hiiiç farketmedi bile resminin çekildini)
Otobüs saati yaklaşınca yavaş yavaş toparlanmaya başladık. Biz bişi içmediimiz için önden inip aşada sizi beklioz dedik, tuvalete de gitmedik, zaten bi kere ekilmişlimiz var. Dilvin, Cavit ben aşaya indik ama Cavit tuvalete gitti:D
Neyse milletin inmesi baya bi zaman aldı, sonra inenler bir iki gruba ayrıldı, biz önden gidelim dediler, ii gidinn bakalım dedik.Aşağıda bi gürültü, yer gök sarı lacivert. Fenerbahçe 100. yılında şampiyonlunu ilan etmiş, eğlence süper. Hemen fotoğrafmakinaları çalıştı tabii:) Ama o kalabalıkta birtbirimizi kaybettik. Ana cadde yürünülcek gibi diil. Kaptırdık kalabalığa arka yollardan ilerlemeye çalışıoz. Ekipten birilerinide gördük önlerde, demekki doğru yoldayız, ( umarım onlarda oh ne iyi arkada ekipten adamlar var demekki doğru yoldayız demiolardır:D)
Bossun önüne gelince sağdan saydık maliler eksik diğer ekip tam, ulen hesabı ödeyemedinizde yaşgünü çocuğunu rehin mi verdiniz diodum ki, Mali içeeerdee dediler. Nası içerde yaa, ben yolda görmedim onu. Işınlandımı bu adam. Salimler de gelirken şampanya almışlar, Mali bak senin şerefine patlatıoz ayağına fenerbahçenin şampiyonluğu şerefine bide şampanya patlattık:)
O sırada Cavit yanıma gelip, yaa Cansu tuvalette kilitli kaldım demesin mi! Nası kilitli kaldın nerenin tuvaleti dedim. Akdeniz in erkekler tuvaleti dolu olunca geç kalmamak hemde bizimkileri bakletmemek için kadınlar tuvaletine girio orda kilitli kalıo. Ya brader bütün tersliklerde seni mi buluo dedim. Hayır ben anladım İstanbulda tuvaletler tehlikeli olabilio. Ya içerde kalıosun, yada bizim gibi dışarı çıkanlar terkedilio:D Bundan sora yok tuvalet filan icabında tutacam İzmire kadar diyip, servislere bindik.
Otobüse valizleri yerleştirdikten sonra beklemeye başladık, zira fenerbahçe kutlamaları yüzünden otobüse yetişmeye çalışan 3 yolcu trafikte sıkışmıştı. Bu arada sohbete başladık. Bi ara limon getirin limon diye bişi duydum. Kim aşerio yaa derken örendimki Yücel kendi yüzüne biber gazı sıkmış. Bak gördünmü dış görünüşe bakmamak lazım adam kongrenin yıldızıydı ama bak piskopatmış diodukki olayın öle olmadığı ortaya çıktı.
Meğer biber gazı Cavitinmiş.Valla Yücelin eline nası geçtini bilmiom burayı kendisi yorum kısmında aydınlatsın, Cavite soruyo bu ne die, adam bi cevap vermio. Dışındanda parfüme benzio tabi biber gazı, bizimki de okumadan üstünü, kokluyo, bi koku alamayınca da açıp sıkıo. Sıkarken bi yandanda kokusunu alıyım die kokladığı için biber gazı hooop ciğerlere. Adam alev alev yanmaya başlıo. Tabi bi yandan onu sakinleştiriolar bi yandan acısını hafifletmek için yol arıolar. Çocuk derhal gidip yüzünü yıkıo. Meğer yıkamamk lazımmış asıl acıyı su daha da arttırırmış. Yoktu tabi bende böle bi biber gazı bilgisi, bölelikle edindik. Hemen limon sürmek lazımmış. Getirildi limon sürüldü ama, nafilee. Çoktaaan Yücel yıkamıştı yüzünü. Bi yarım saat kadar çekti acısını. Cavitte çok üzüldü, "hiç sıkıcağını düşünmedim cansu" dedi bana. Allahtan yolcular gelipde otobüse yerleşmeye başladımızda sakinleşti yücelin acısı.
Otobüsde "aman herkes bilet numarasına göre otursun sonra yerleri değiştirirsiniz isterseniz "dedi Mali. Ayıp edion seni mi kırcaz diyip patronun dedini yaptık. En öndeymişim benim bilete göre, manzara dehşet, bide yanıma Burak geldi, çaprazımda Dilvin, arkada Hayriye ve Musti, sohbet sağlam, oooh ne kırcam Maliyi. Başladık sohbete, fotoğraflar çekildi, videolar çekildi. Saat ilerleyince bi baktım arkada Hayriye uyumaya çalışıo, Mustafa da o uyuyabilsin diye Hayriye ye kitap okuo. Hayriye yastığı almış, pencere kenarına kurulmuş, şöööle yan devrilmiş Mustiyi kenara doru itmiş, "oku leen" dio. Musti okuyo:D Musti ne okuyon dedim. "Ayşegül çocuk bakıcısı" nı okuomuş. Nerden buldun bu eşsiz eseri dedim, otobüsde gazetelerin arkasında bulmuş. Şu otobüsde başka kimsenin dikkatini çekmezdi bu nadide eser zaten dedim ve Mustiyi dinlemeye başladım. Adam bölee canlandıra canlandıra, tüm vurguları yaparak okuyo kitabı, hani trt de okuma saatleri olurdu ya öle diyim sana:D
Eser bitince herkes uyumaya karar verdi ama biz burakla bi siyasete girdik sabah beşde hala konuşuoduk. Siyaset okuyup bide yaptığım siyaset yüzünden okuldan atılmışlımız olunca bendeki çene bi düştü, sabah beşte hadi biraz sızalım dedimizde çenem resmen ağrıodu. Vapurla karşıya geçerken bizim siyaset sohbetine biber gazı mağduru yücelde eklendi. Türbandan girdik, cumhurbaşkanlından çıktık, ordan girdik, parti birleşmelerinden çıktık, seçimlerden girdik, ülke geleceğiyle ilgili beklentilerden çıktık. En son hazır çıkmışken ve ülkeyi kurtarmışken artık biraz dinlenelimde uyuyalım dedik. Olmadı. Mola verdik, çorbamızı içmeye çalıştık halaa konuşuoz bu arada, döndük otobüse yine devam. En son şöför bizi atacak arabadan dedik, bu yorgunlukla izmire kadarda yürünmez hadi bari uyuyalım diyip vurduk kafayı.
Şöle bi döndüm arkama baktım musti pencere kenarında hayriye koridorda. Hayriye uyanmış bana bakıo, "nooldu" dedim, "yaa ben ne zaman koridora geçtim anlamadım" dedi:D "Nası yanii yaa, sen yer değiştirdinin farkında diilmisin" dedim, gülmeye başladık. Sonra yine yer değiştirdiler. Mustafa centilmenliği elden bırakmıyarak pencere kenarını verdi Hayriyeye yine:) Tabi sıkıntısınıda çekti. Servis yapan host, kolunu koltuğun kenarına dayayıp başını yaslayan mustiye çarpınca çocuk neye uradını şaşırdı. "Ya öbür tarafına yatsana ne die koridora doru yatıosun" dedim. "Ya yatarımda kızın üstüne azımın suyu akcak" diyince ben koptum:D Hala aklıma geldikçe gülmekten kendimi alamıom.
Manisa yoluna geldimizde tüm otobüs sızmıştı. Bu demek oluo ki görev zamanı gelmiş:) herkesi uyurken videoya çektim. Tabi ben kıpır kıpır durmayınca Burak da uyandı. Onuda alet ettim, onada çektirttim video:) İzmir tepeden görününce tamam artık eve geldik geyiği başladı:)
Bossun ankara yolu üzerindeki şubesinde herkesle vedalaşıp servislerimize bindik. Burak da bornovadan olduğu için aynı servisde gözümüzden uyku aka aka hala birbirimize dert anlatmaya çalışıoduk. Servisden inip onunlada vedalaştım, artık günün son araç değişikliğini yapıp dolmuşa bindim ve evime geldim. Beni en rahatlatan şey ayakkabımı fırlatmak oldu. Gelirken aldığım gazetemi aldım elime, bide kahve suyu koydum, sonra kaplunbağalarımı doyurdum. Gazetemi okuyup bi yandan kahvemi içtim. Tv sesini ninni yapıp daha fazla karşı koyamadım ve uykuya daldım...
Bu kadar keyifli bi yolculuk olacağını düşünmemiştim. Arada bilerek atladıklarım ( biraz ayıp kaçacağı için), birazda unutup bilmeyerek atladıklarım vardır. Kimbilir siz neler yaşadınız. Bunlar benimkilerin bi kısmı:) Şunu belirtmek isterim ki, hayatım boyunca gönüllü bi çok organizasyonda bulundum ve bulunmaktayım. Bunların içinde LÖSEV gibi ulusal, Amnesty International ( Uluslararası af örgütü) gibi evrensel örgütlerde var. Ama hiç ilk defa girdiğim bi organizasyonda bu kadar yabancılık hissetmeden geçirdiğim bi kongre yaşamamıştım. İşin ilginç kısmı kendi aramızda konuştuğumuzda da herkesin bana bu konuda hak veriyor olması. Demekki bi şekilde bu organizasyon amacına ulaşmış. Şu veya bu sebepten dolayı yurt dışı stajına gidemesem bile, bu şansı kullanamasam bile, sizi tanımış olmaktan çoook memnunum. Lütfen sizde yorumlarınızla kendi yaşadıklarınızı, size ilginç gelen kongre anılarınızı yada benim unuttuklarımı yada gözden kaçırdıklarımı yazın:)
Gerek organizasyondaki arkadaşlara gerekse bu kadar keyifli vakit geçirmemi sağladığınız için size teşekkür ederim:)
cansu irem erdoğan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder